Nedir Şu Bilgisayar?
Nerdeyse her gün bir gelişme gösteren Bilgisayarı kısaca ana hatlarıyla bir tanıtmak istedim ve ortaya şu çıktı. Bu bilgiler belki meraklısının işine yarar umuduyla da bu siteye ekledim.
Bilgisayar, temel olarak iki kısımdan meydana gelir. Alet olarak çalışan kısmı yani donanım(Hardware) ve bu aleti harekete geçiren programlar yani yazılım (Software). Aslında donanım ve yazılım da bir çok parçalardan meydana gelirler ve her geçen gün, gelişen teknolojiyle birlikte değişmektedirler. İlk olarak Anakart (motherboard) denilen kısmı ele alalım.
Her Anakartta mecburen bulunması gereken parçalar şunlar :
1) Klavye giriş soketi : Şu anda piyasada üç tip klavye bulunuyor a) Standard, b) IBM/PS2 ve USB. IBM/PS2 klavyelerinin soketi normal klavye soketinin yarısı kadar olur. Aynı şekilde IBM/PS2 mouse (fare)ları da tıpkı IBM/PS2 klavye soketi büyüklüğünde olur. Ayrıca ilk bilgisayar modellerinden XT’lerin klavyeleri sekli standart tipinde olmasına rağmen iç sistemi başkadır. Bu yüzden XT(8086) ’den AT'lere (80286, 80386, 80486, 80586(Pentium)) ilk geçiş sıralarında yapılan klavyelerin alt tarafında bir düğme bulunur. eskiden bazı klavyelerde görülen bu düğme bir tarafta XT sistemine diğer tarafta da AT sistemine göre çalışma imkanı verirdi. USB soketli klavyeler ise yeni teknoloji ürünü. Bazı ana kartlarda PS2 soketlerine ek olarak USB soketleri de görülebiliyor. Bu soketler yassı olmakla diğerlerinden görünüş olarak da ayrılırlar.
2) Güç kaynağı giriş soketleri : Ana güç kaynağından (Power supply) Anakarta takılacak olan kabloların yuvaları. Kasadaki Power supply (Güç kaynağı) dan çıkan kablolarda 5, 12, -5, -12 toprak hattı seklinde elektrik akımları bulunur. Bunlardan Ana karta bağlanacak olanlar iki soket halinde olur.(Yeni çıkan modellerde ATX kasa deniyor.) Bu soketler şekil değiştirmiş olarak görülürler. Güç kaynağından açma kapama düğmesine giden yüksek akım kabloları ise artık görünmüyor. Bunlar yerine iki tane basit fişli kablo Ana karttaki Reset fişinin bağlantısı gibi basit bir fişe takılıyor. Böylece güç verme veya kesme işlemi artık yüksek akım kablosundan değil ana karta giren düşük voltajlı elektrik taşıyan kablolardan yapılıyor. Bütün bu kablolarda yön belirtmek için kabloların renkleri kullanılır. Daima Kırmızı renkli kablo 1 numara sayılır. Ana karttaki her sokette, Slot yerlerinde ve hatta Chipsetlerin yerlerinde birden başlayan numaralandırmalar görülür. Yine de genellikle soketler ve yuvaları değişik şekillerde olduğu için başka yerlere isteyerek bile takılamaz. Yönleri de isteyerek bile olsa (genellikle) ters çevirilerek takılamaz. Eğer bunu başarıp da ters takarsanız düğmeyi açtığınızda cızzz diye kısa devre yaptığını anlatan sesi duyarsınız. Yenisini almaya fırsat olsun derseniz böyle açık tutabilirsiniz.
3) ISA, PCI, AGP (Daha önceleri VESA ve EISA da kullanılıyordu.) denilen Kart bağlantı yuvaları. ISA (Industrial Standard Architecture, EISA=Extended Industrial Standard Architecture) ISA standardı, 16 bit işlem hacmi ile çalışır. ISA’dan sonra 32 Bit hacminde işlem yapma imkani veren EISA ve VESA çıktı fakat birkac yıl icinde bunlar yerini PCI denilen yine 32 bit islem hacmine sahip sistemlere bıraktılar. Aslında CPU ile Anakart birbiri ile anlaşırken 32 bit bilgi transferi yaparlar. (Şimdi 64 ile ilgili çalışmalar var.) Fakat Anakarta bağlanacak olan VGA(Ekran karti), Network kartı, Ses kartı gibi kartlara da bu islem hacmini taşımak icin buna uygun, daha fazla kablo ile giriş çıkış yapabilen kart yuvaları yapılır. Bazı Anakartlar ise harici bir ekran kartına gerek duymazlar çünkü anakartın üzerine Ekran çipleri de takılmıştır. Bu sayede onlar direk olarak 32 bit kullanma imkanına kavuşuyorlar. Fakat Bu gibi Anakartlar daha ilerideki teknolojik gelişmeye kapalı kalırlar. Çünkü bir süre sonra yeni, daha kapasiteli ve hızlı ekran kartları çıktığında onlara uygun programlar da çoğalır ve talep artarken bu defa All-in-Board (Hepsi bir Kartta) denilen bu Anakart modelleri geri kalırlar. Halbuki normal Anakartlarda takılı olan ekran kartını çıkarıp daha yeni modeli takabilirsiniz. Ilginctir VESA ve EISA 32 bit olduklari halde artik kullanilmiyorlar ama 16 bitlik ISA soketi halen her Anakartta mutlaka vardır.
4) Hafiza Çipleri
a) RAM (Random Access Memory = Sıradışı işlem yapan hafıza)
b) ROM (Read Only Memory =Sadece Okunabilir Hafıza)
c) SIMM (Single in line Memory Module) , DIMM ( gibi farklı model isimleriyle bilinen Memory modelleri. Dimm tipi, ISA veya PCI kart yuvalari gibi derin yuvalara sokulur. Simm ise daha yari açik sekildeki yuvalara takılır. Onun için hem bu memory’ler şekil olarak ayrılırlar hem de takılacakları soketler başka şekildedir. Hafıza çipleri yerlerine (isteseniz de) ters takılamaz şekilde yapılmışlardır. Bu simm ve Dimm‘ler de hızlarına, kapasitelerine göre çesitli modellere ayrılırlar. Standard SIMM'lere uygun olarak yapılan anakartlar, EDO RAM'leri tanıyamadıkları için EDO Ram ile çalışmazlar. 66 Mhz'lik (Mhz, kapasiteyi değil işlem hızını anlatır.) ve 64 Mb'lık bir Ram ile problem yok iken 100 Mhz ve 64 Mb'lık Ram anakartınızda çalışmayabilir. Aslında Bu, her zaman için diğer parçalar için de böyledir. Bilgisayar teknolojisi o kadar hızlı ilerliyor ve değişiyor ki birkaç ay önce imal edilen bir anakart birkaç ay sonra eski model oluveriyor.
5) Cache memory : (Keş Hafiza, bu keş, sarhoş anlamındaki keş değil :) ) Kişisel Bilgisayarlar halen temel dizayn olarak 640 kilobyte (640.000 byte) ana hafıza üzerine bindirilmis ekleme hafızalarla (extended veya expanded memory) çalışırlar. Bu hafızalar, Yapılan işlemlerin CPU tarafından sıraya konulması sırasında beklemesi gereken sistem ile ilgili emirleri hazırda tutarlar. Cache ise Cpu’ya daha yakın durur. Işletme sisteminin cok daha fazla kullandığı emirler buraya yerlestirilebildigi kadarıyla yerleştirilirler. gerektigi anda hemen erişme imkanı bulundugu icin Cache miktari arttıkca bilgisayarın işlem hızı da belli bir şekilde artar. Aksi takdirde bunlar daha uzun bir yol katederek hafıza chipsetlerine, oradan tekrar hafiza kontrolcusu chipsetlere, sonra tekrar cpu’ya gideceginden işlemler daha yavas olarak gerçekleşir. Tabii bunlar da her gecen gün teknolojiyle birlikte daha hızlanıyor. Hafizaların üzerinde yazilan 70 ns (nanosecond), 60 ns gibi değerler, hafızanın bir işlemi ne kadar bir sürede (nanosecond=saniyenin binde biri) yaptığını gösteren işaretlerdir. Dolayısıyla 60ns yazan 70ns yazandan daha iyidir cünkü aynı işlemi 10ns daha kısa zamanda yapar. Cache hafızanın kapasitesi tabii ki en az hızı kadar önemlidir. PC ‘ler su anda daha cok 1mb keş hafızayla satılıyor. Eskiden 32, 64, 128 ve 256 ve 512 vardı.
6) BIOS (Built In Operation System =Dahili isletim sistemi) kelimelerinin kısaltmasıdır. (ROM, EPROM, EEPROM, FLASH ROM, FLASH BIOS diye bilinen cesitleri bulunur) Bunlar da eskiden 64, 128, 512 kb kapasitede iken artık 1MB, lık kapasite bile programcılarını zorlayabiliyor. Bios diye adlandırılan bu bir nevi chipset, içerisinde bir program bulundurur. Bu program, Anakartı harekete geçiren, kendi kendini test ettiren, Tarih, gün bilgilerini, takılı olan Harddiski, Floppy diskiö CD Rom vesair sistem araçlarını kontrol edip Anakarta bildiren, onların çalışacakları hafıza dilimlerini ayarlayan, anakartın chipsetlerini en yüksek performansta çalıştırmakla görevli bir ön işletim sistemidir, Bazı temel problemler mesela uyumsuzluk, memory problemi vesaire bu programların hataları sebebiyle meydana gelir. Onun icin BIOS upgrade denilen BIOS’un içindeki programı yenileme işlemi yapılır. Önceleri Bios upgrade yapmak icin bu chipset soketinden çıkarılır, programı bir özel alet yardımıyla silinir sonra yeni program yüklenirdi. Artık disketten çalıştırılan programlar yoluyla doğrudan upgrade yapılıyor. Bu tip Eprom’lara Flash Bios deniliyor. Bir anakartın BIOS'u güncellenecekse mutlaka anakartın üreticisinden alınan doğru program ile güncellenir. Yanlış BIOS programı ile BIOS'unuzu (hele bir de yedeklemeden) güncellerseniz artık probleminiz daha büyüktür. Satıcıdan yardım istemeniz gerekir çünkü artık anakartınız hiç çalışmayabilir. Bu yüzden hatanızı kendi başınıza düzeltme imkanınız da olmayabilir.
7) Sistem, Giriş-çıkış, hafıza kontrol çipleri.
Sistem çipleri de CPU'lar gibi fakat CPU'nun altında anakarttaki diğer çipleri kontrol eden ve çalışmaları düzenlemekle görevlidirler. Bunların altında da hafıza çipleri sistemin hafıza kullanımıyla ilgili düzenlemeden sorumludurlar. Giriş-çıkış (IO) çipleri ise Floppy, Harddisk, Klavye, USB, COM ve LPT yoluyla yapılacak bilgi giriş çıkışını düzenlemek üzere dizayn edilmişlerdir.
8) CPU (Central Processor Unit) Merkezi işlem ünitesi denilen bu parça olmadan Bilgisayar olmaz. Zaten Bilgisayarlar da genellikle CPU’ların modeline göre sınıflandırılırlar. 386, 486, Pentium, Pentium II, ALPHA… gibi. Merkezi islemci, bilgisayarın yaptığı herseyin hakimidir. CPU’nun haberi olmadan bilgisayarda hiç bir işlem yapılamaz. Bütün işlemler Cpu tarafından sıraya koyulur, ilgili chipsetlere veya kartlara, ekrana, klavyeye vs. gönderilir ve alınır. OVERDRIVE Processor denilen ikinci nesil merkezi islemciler, aslında 486’ larin biraz daha enerji tasarrufcusu ve biraz daha hızlısı olarak imal edilmeye baslandılar. Sonradan Pentium, Pentium MMX, Celeron, Pentium II, Pentium III, Pentium IV isimleriyle anılan daha ileri teknoloji ürünleri imal edildi. CPU'ların anakarta bağlanma noktaları olan soketler de bu değişimlerden nasibini alarak değişti ve soketler yerini slot'a bırakmaya başladı. Bazen maliyet hesabı, bazen de yeni teknolojinin getirdiği sebeplerle bu soketlerin veya slotların şekli de sürekli değişmektedir.
Bilgi Depolama Aygıtları
Bunlar Sabit diskler ve taşınabilir diskler olarak sınıflandırılıyorlardı. Fakat daha sonraları disk şeklinde olmayan depolama aygıtları da yapıldığından Sabit depolama aygıtları ve Taşınabilir Depolama Aygıtları olarak ayırmak daha doğru olur. Bunlar kısaca Harddisk, Floppy disk, Cd, DVD, Tape, USB memory gibi sıralanabilir. Bunların da herbiri zaman içinde teknolojik olarak gelişti ve bu gelişmeler sonunda daha çok bilgi barındıran, daha hızlı bilgi alıp veren, daha güvenilir ve daha uzun süre bilgi saklayabilen, boyut olarak da daha küçük cihazlar oldular ve olmaya da devam ediyorlar. 1990'lı yılların başında tanesi aşağı yukarı iki kiloluk koskoca 5.25" diskli MFM 10 Megabyt'lık Harddiskler halen kullanılırken 3.5" boyutundaki IDE harddiskler 20 megabaytlık bir kapasiteyle çok süper ve doldurulamaz gibi geliyordu. Tabii o zamanlar DOS kullanılıyordu ve büyük boyutlu dev yazılımlar henüz ufukta bile değildi. 20 yıl içerisinde son derece hızlı bir teknolojik gelişme sonunda o günleri hatırlarken sanki yüz yıl geçmiş gibi hatırlıyor insan.
Software yani Yazılım
1) İşletim Sistemi (Operation system) Programları
Ana karta elektrik bağlantıları yapılıp sistemin düğmesi açıldığında Bios’un içindeki program çalışır ve sistemi hazırlayıp test eder. Eğer problem yoksa Kullanıcıların bildiği DOS, Windows 95, Windows 98, Windows 2000, Windows NT, Unix, Linux veya diğer işletme sistemlerini çalıştırmak için Floppy, CD veya Harddiske bakar. Burada bulursa BOOT eder yani işletme sistemini çalıştırır. Bu isletme sistemleri de bazı firmaların bilgisayara iş yaptırmak için yazdıkları programlara ortam hazırlayan proğramlardır. Mesela DOS, aslında Bios ile harekete geçen Anakartın CPU, Memory, Cache Memory, Memory Adres kanalları, Interruptlar gibi pek cok parçasını düzenli bir şekilde kullanarak diğer programların kullanılacakları bür zemin hazırlar. Klavyeden DIR yazrp Enter’a basınca Klavyenin kablosundan Anakarta giden emir, aslrnda sadece anakartta chip’lere çok ince kablolarla girerek bazı transistorlara ulasan açıp kapama emrinden baska bir sey değildir. Bu emir işletim sistemi tarafından tanındığı için gerekli işlemi yapar.
Yine aynı chipsetlerin başka kanalları da ekranla ilgili transistorlara giderek onlara aç-kapa emri verirler. İşte bu isletim sistemleri de transistorlerin aç-kapa sıra ve süreleri sonunda gerçekleşen durumu bizim anladığımız harfler veya resimler seklinde ekrana verirler. Aynı şekilde CPU, bu işlerin düzenli bir şekilde yapılmasını sağlayan bir yönetici gibi çalısır.
2) DRIVER (Sürücü) programları: Bilgisayara bağlı olan her alet, Anakarta ve CPU’ya kendisini tanıtmak için bir takım programlara ihtiyac duyarlar. Bunları mesela Windows Kurarken görürüz. Bazen Win95, kendi install Cd sinde Bilgisayara takılı bir aletle ilgili sürücü programını bulamaz. O zaman kullanıcıdan ilgili disketi takmasını ister. Bazı durumlarda başka bir markanın sürücü programı da işe yarar. Fakat en iyisi firmanın kendi sürücü programına sahip olmaktır. Hatta onlar da kendi surucu programlarını bazen yeniden yazmak zorundadırlar. çünkü bazen mesela bir cd-rom, bir harddiskle veya bir model anakart ile uyumsuzluk gösterebilir. Bu durumda üretici firmalar kendi başlarının çaresine bakar ve kullanıcıya problemi çözen sürücü programlarını verirler.
Kullanıcılara açık programlar :
Bunlar DOS’un veya Windows’un bize kullanma izni verdiği programlarla başlar. Daha sonra bütün oyun programları, masaüstü yayıncılık, matematik, dizayn vesaire işler için kullanılan programlar bu guruba girerler. Kısacası Bilgisayarın çalışma şekli ya da sırası, ana hatlarıyla şu şekildedir :
1) Hardware >>> 2) BIOS >>> 3) İşletim Sistemi >>> 4) Alet-aygıt Sürücüleri >>> 5) Kullanıcıya Açık Programlar >>>
|>>> 6) Giriş Çıkış Aygıtları (Ekran, Printer, Klavye etc.) >>> 7) Bunların sonunda da giriş çıkış aygıtlarıyla bilgisayarı yöneten kullanıcı insanoğlu bulunuyor.